31 Aralık 2010

Yeni yilda

daha cok mum yakmak lazim

uzaaaaaaaaaaaak diyarlara gitmek lazim

cocuklari toplayip kurabiye yapmak lazim

daha cok kurabiye yapmak lazim :-)

böyle bir ev yapmak lazim

sonra isildayan gözlerde mutlulugu bulmak lazim

kar yagmazsa, yagdirmak lazim

sabah tavuklar bile uyanmadan pudding yapmak lazim
(saclara dikkat!!!)

daginikliga alismak lazim, hatta böyle mutlu olmak lazim

biraz vahsi olmak lazim :-)

daha cok minik süprizler yapmak lazim

daha cok dostlarla bulusmak lazim
daha cok "seni seviyorum" demek lazim
belki yine mektup yazmak lazim
en azindan kartpostal göndermek lazim
daha cok gülmek ve güldürmek lazim
daha cok kitap okumak lazim
daha saglikli beslenmek lazim
daha cok blog yazmak lazim
daha cok telefon etmek lazim
daha az calismayi basarabilmek lazim
daha cooooook....

Saglikli Ve Mutlu Yillar Herkese..


29 Kasım 2010

Sonbaharda....






... bitti

(2 hafta önce almanya)

birde arkadaslarimla bulustum almanyada, cok güzeldi...
mümkün olsa hepsini istanbul'a getirecegim.
o günün özeti iste burda

26 Kasım 2010

Claudia ve Defne


Claudia bizim ilk Aupair'miz. 1 yil bizimle kaldi, hem Defne'nin ablasi hemde bizim büyük kizimiz oldu. Almanyaya gittigimizde mutlaka onuda ziyaret ediyoruz, defne inanilmaz mutlu oluyor. Yillar gectikce Defne'nin bir sürü ablasi, bizimse bir sürü kizimiz olacak.

Bu konuda cok sansliyiz, hem Claudia hemde Svenja cok cici kizlar. Egitimliler ve iyi ailelerden geliyorlar. Her ikisininde hem iyi hemde kötü huylari var (kimin yok ki) ama önemli olan Defne'nin onlari cok ama cok seviyor olmasi...

Insan cocugunun sevdigi ve onu mutlu eden herkesi ve herseyi sevebiliyor sanirim... Hemde bütün kalbiyle...

Okudugum en iyi kitap... Rüzgarin gölgesinde...

Rüzgarin Gölgesinde /Carlos Ruiz Zafon

En son bir kitap okudum, kitap okumaya doydum belkide doyamadim. Sanirim simdiye kadar okudugum en iyi kitapti.

Kitaptan alinti: "Das Fernsehen, mein lieber Daniel, ist der Antichrist, und ich sage Ihnen, es werden drei oder vier Generationen genügen, bis die Leute nicht einmal mehr selbstständig furzen können und der Mensch in der Höhle in die mittelalterliche Barbarei und in einen Schwachsinn zurückfällt, den schon die Nacktschnecke im Pleistozän überwunden hat. Diese Welt wird nicht von der Atombombe zerstört werden, wie uns die Zeitungen weismachen wollen, sondern sie wird sich totlachen, wird an Banalität zugrunde gehen, weil sie aus allem einen Witz macht, einen schlechten noch dazu." (Zamanim oldugunda türkceye cevirecegim)


Alinti(kitapokuyoruz):
Babamın beni Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı’na ilk götürüşü hiç aklımdan çıkmaz

“Burası gizemli bir yer Daniel, bir mabet. Burada gördüğün her kitabın, cildin bir ruhu var. Onu yazanın, okuyanların, onunla yaşayıp onu düşleyenlerin ruhu. Bir kitap sürekli el değiştirir, birileri gözleriyle sayfalarını sürekli tarar, kitabın ruhu gelişir ve güçlenir. Uzun yıllar önce, babam beni buraya ilk kez getirdiğinde burası yine eski bir yerdi. Belki de şehrin kendisi kadar eski. Buranın ne kadar zamandır var olduğunu ve kim tarafından kurulduğunu kimse tam olarak bilmiyor. Bu yüzden sana babamın bana anlattıklarını anlatacağım. Bir kütüphane yok olduğu ya da bir kitapevi kapandığında unutulmaya terk edilen bir kitap olursa, burayı bilen bizler, yani buranın bekçileri o kitabın buraya getirilmesinden sorumluyuz…..”

“Geleneğe göre, burayı ilk kez ziyaret eden kişinin istediği herhangi bir kitabı seçip sahiplenmesi, yok olmasına asla izin vermemesi gerekiyor; böylelikle o kitap her zaman yaşayacak. Bu çok önemli bir sorumluluk. Bir ömür boyu diye açıkladı babam. Şimdi sıra sende.”

Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı, belki de 10 yaşında bir çocuğun gözünde fantastik bir sahafı unutulmaz kılmak için kullanılabilecek en güzel isim. Sabahın alaca karanlığında, herkes uyurken, sadece babayla paylaşılan bir sır olarak, gizlice, kitap dehlizlerine doğru yapılan bu yolculuk sonunda Daniel kendine evlat edinmek üzere Julian Crax’ ın Rüzgarın Gölgesi isimli kitabını seçer. Akşam odasına çekilerek okumaya başladığı kitabını, sabahın ilk ışıklarıyla, okuduklarından büyülenmiş olarak bitirir. Rüzgarın Gölgesi ve Julian Crax, o günden sonra Daniel’in, hatta ailesinin kaderini yönlendirecektir. Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı’nın labirentlerinden çıkan kitap, Daniel ve ailesini esrarengiz bir maceranın içerisine sürükleyecektir. Kitap 1945 yılında, dünyada II. Dünya Savaşının etkileri hala devam ederken, iç savaşla çalkalanan faşist İspanya’nın karanlık atmosferinde başlar, ama sadece o dönemde geçmez, geri dönüş ve tekrar günümüze dönüşlerle okuyucuyu merak duygusuyla sarmalayarak, hatta kimi zaman meraktan boğacak kadar sıkı sarmalayarak ilerler.

Ispanbul - Deutschland ve Hasta

Geldik yine Istanbul'a, Defne'nin deyisiyle Ispanbul'a.
Defne 27. ucusunu gerceklestirdi.

Almanyada tam olarak kizimin neler yaptigini bilmiyorum, sanirim babasi, anneannesi ve dedesiyle gününü gün etti... Ben yine cok calistim, insan sabah 4:30 evden cikip aksam 18:30da eve girince hafif zombilesiyor. 2-3 gün eve gelmem 23:00 buldu, geldigimde kizim icin yaptigim tek sey, o uyurken yanagina kondurdugum öpücük oldu.

Geldigimiz gün Defne hasta oldu. Atesi cikti. 40,2'yi gördük.

Bugünse programda bol bol öksürük, biraz göz yasi, anneyi ve svenja'yi dört döndürmece vardi. Birazdan sirami sevgili esime verecegim...

1 Kasım 2010

Dualarim kabul oldu


haftasonu 3 gün
hava güzel
ve 1 saat fazla....

bu sabah kalktim spor yaptim, maillerime baktim ve ta ta ta taaaaaaaaaaaaaam bu gün almanyada tatilmis, yani haftasonu 3+1 :-))

Bugün kimse beni evde tutamaz... und tschüss ;-)

28 Ekim 2010

yaktin beni amazon

Buzdolabin notu:
{Esim alis veris yapmaya devam edersem, beni terk edecegini söylüyor. Allahim, bu adami cok özleyecegim}



Alis verisi seviyorum, zaman kisitli olunca cogu seyi amazondan aliyorum. Aklima birsey geliyor bakiyorum ve atiyorum sepete. Ama bu sefer okadar cok atmisim ki... "alisverisi bitir" tusuna bastigimda kötü seyler olacakmis gibi geliyor bana....

Ic ses: "Hadi bas artik su tusa, evet evet 'Jetzt Kaufen' "
Mantik: amazonda kayboldu...

12 Ekim 2010

Bunlar da kim?

Onlar Kestane degiiiiiiiil
1 Salyangoz, 1 Günes, 1 Zürafa ve 1 Kardan adam
senin benim gibi yasiyorlar, hemde bizim evde :-)

5 Ekim 2010

Burdayim aslinda



günler cok yogun geciyor. Is, güc ve yorgunluk. Hic yazasim gelmedi son günlerde. Bol bol okuyasim vardi ama zamanim yoktu...

1.... 2... 3.... deneme

Defne mi? :-)) Büyüdü... Ve inanilmaz cok konusuyor, kime cekmis acaba? Bu aralar en cok kullandigi kelime "alleine" (yalniz) herseyi yalniz yapmak istiyor. Yapamadiginda sinirleniyor ama yardim kesinlikle istemiyor.

Eskiden Defne icin herseyin en iyisi arastiriyordum aliyordum veya yapiyordum, daha dogrusu ben iyi oldugunu düsünüyordum. Alti üstü bi bebek arabasi icin 10larca saat gecirmisligim var bu sanal dünyada. Anne sütü alsin diye 3 ay süt pompalamis, resmen zombi olarak yasadigim bir dönem var ki, akillara zarar.

Simdi? Rahat annelik dönemi yasiyorum. Icimde bir budha yasiyormus ve kesfedilmeyi bekliyormus sanki. Belki cocuk terrible two dönemine girince, annenin icinede bi budha yerlesiyordur?!!!???

Defne 2 yasina kadar seker'in tadini bile bilmiyordu, simdi arasira "muttertella" (nutella) sürüyoruz ekmegine. Mutlu oluyor, kime cekmis acaba? Yer fistigi ezmesine bayiliyor. Hmmmmm... Haftada 2-3 kere nutelladan birsey olmaz canim...

Eskiden bakicimiza güvenip onlari parka gönderemiyordum, simdi günde en az 1,5 saat disarda oynuyorlar. Hemde yagmur, camur ve soguk demeden. Kötü hava yoktur, kötü kiyafet vardir...

Günde 30-45 dakika televizyon(DVD) seyrediyor. Dora, Einsteins, Kids Dance vs. Au-pair ablamizla birlikte. Ama bunun disinda bizim televizyon futbol'dan baska birsey göstermedigi icin defne'ye fazla enteresan gelmiyor. Ben mi? Hic televizyon izlemiyorum, cünkü zaman yok. Sonuc: Defne televizyona fazla ilgi göstermiyor. Televizyon izlenemesin diye kafami yormuyorum ne görüyorsa onu yapiyor okadar...

Tuvalet egitimi mi? Istediginde götürüyorum, eger istemiyorsa teklif var israr yok. Pampers almaya devam. Ama illa tuvalete yapsin diye deli olmuyorum, bu aralar kafami yormam gereken okadar cok sey var ki. Defne'nin 5-6 ay fazla pampers kullanmis olmasi en kücük sorunum.

Evdeki esyalarin üzerinden resmen Tornado-Defne geciyor. Eskisi gibi mükemmel bir ev kadini olmaya calismiyorum. Oldugu kadar...

Oyuncak? Artik kesinlikle almiyorum/almiyoruz. Simdilik hic kendiliginden birsey istemedi. Su pelus oyuncaklarin islevini biri bana anlatabilir mi, resmen toz yumagi? Az kaldi firlatip atacagim hepsini. 1-2 tane yetmez mi? Niye herkes pelus oyuncak hediye eder ki? Ahsap daha iyi degil mi? Yada kitap?

Kiyafet? Bir beden büyük aliyorum. Ucuz ve no name aliyorum. Kurdele ve boncuklarla Yeliz-Style yapiyorum :-)Eskisi gibi servet harcamiyorum. Ayakkabi ve kislik ceket gibi esyalarini kaliteli aliyorum. Insan zararin neresinden dönerse kar mis...

Diger 2 yasindaki cocuklarin neler yapabildiklerini bilmiyorum. Ama etrafimizda bir kac cocuk var, resmen dahiler. Herseyi yapabiliyorlarmis. Ama simdiye kadar bu cocuklarda bi anormalik görmüs degilim. Defne son derece normal bi cocuk, su an terrible two dönemindeyiz ve hala yaptiklari cok normal. Herkes dahi yetistiriyor bense gayet siradan ve normal bi cocuk yetistirme cabasindayim. Sinirlarini bilen özgür ve mutlu bir kizim olsun yeter :-)

Kizim geceleri yanimizda yattiginda. Mutlu olup, onu doya doya koklamayi ögrendim. Daha kac gün yatacak ki yanimizda? Insan hayatinda 2-3 yil nedir ki? Defne cok kolay bi cocuk illa yanimizda yatmak istemiyor ama odasinda yatmasida gerekmiyor.

Cok cabuk büyüyor, kanatlanip gitmeden onu doya doya sevmek istiyorum. Bir kac gündür 20 yil cok az görünmeye basladi gözüme :-)

Kesinlikle mükemmel bir anne degilim...

"Carpe Diem"

3 Eylül 2010

Biz yine gidiyoruz...

Bavullar hazir...
bavulu ac-yika-ütüle-bavulu yerlestir modundan cikamadim.
Bu sefer istikamet Izmir. Defne ve Babasi gezecekler, es dost ziyaret edecekler, bayram kutlayacaklar.....

Ben mi????
Ari viz viz viz ari viz viz viz ari viz viz viz diye calisir...

Olmadi mi? su nasil...
trik trak trik trak olur mu hic calismamak trik trak trik trak....

Bu dünyada hic adalet yok, degil mi?

26 Ağustos 2010

Döndük
























Döndük
Defne = Mutlu (Bol bol anneanne ve dede sevgisiyle dolu kalbi)
Yeliz = calismaktan cok ama cok yorgun
safak sayiyorum resmen, son 19 gün sonra kum,deniz,günes ve laptopsuz bir hafta

Bunlarda ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails